Boku no Pico adına!

Bazen kendimi kimsenin umursamadığı maskeli bir kahraman gibi hissediyorum ve diyorum ki “Dur, şurada saçma sapan sebeplerle ezilen bir durum var.”, olaya atlayıveriyorum. Bu sefer Boku no Pico (BnP) için savaşacağım, zira bu şova yöneltilen nefret ve aşağılamayı problematik buluyorum.

Okumaya devam et

Reklamlar

Kamu çalışanlarının işi azar yemek midir?

Veee yine buluştuk (diye umuyorum…)! Aslında daha erken el atmak istedim bu yazıya ama Japonya’da yayınlanmasından 1 sene sonra Psycho-Pass filmi altyazılarıyla birlikte nete düştüğünden önceliğim o oldu ve o kadar heyecanlıydım ki tripten tribe girdim izlerken. Gerçi kesinlikle ilk 2 sezon animesi kadar iyi değildi bence film ancak izleyince anladım ki Psycho-Pass’ı gerçekten çok özlemişim, hatta Sibyl Sistemi’ni bile… Tamam Dedektif Shimotsuki’yi dışarıda bırakabilirim, zira en şapşal kötü karakter bile Shimotsuki’den daha sempatiktir. Yazım Psycho-Pass incelemesine dönüşmeden derin bir nefes alıp konuyu değiştireyim; Servant x Service serisini izleyeli uzun zaman olmuştu, geçenlerde bütün sezonu bir daha izledim.

Okumaya devam et

#2

Manga önermeye devam sevgili okuyucular! Bu öneriler için tema bulmak hakikaten meşakkatli bir işmiş, zira manga namına çoğunlukla (burada şairin ‘çoğunlukla’sı %95’e karşılık geliyor) yaoi okuyorum, bu janrı josei/shojo takip ediyor. Birazdan bahsedeceklerim kimseye yeni gelmeyecektir ama bu mangaları seviyorum dolayısıyla tavrım “Ne yapalım, hayat işte…” modunda olacak. (;一_一)

Okumaya devam et

Tokyo Ghoul

Bu manga ölümüme sebebiyet verebilir.

mermin

Konuyla alakasız not: Boş bir vaktimde oturup şu ana kadar okuduğum mangaları tek tek gözden geçirerek mangakaların kendilerini çizdikleri örnekleri toplamak istiyorum. Kediden kuzuya, kappa’dan yorgan altında karaltıya kadar kendilerini soktukları halleri çok komik buluyorum. Kuvvetle de muhtemel, bir ben buluyorum. >_>

#1

Bir öneri yazısına hoş geldiniz. Burada her seferinde 3 manga önerisi yapacağım, hikayesine ya da analizine girmeden, mangadan spoiler olmayacak parçalarla. Başlıkların formu şu şekilde: [Yazar, Yayınlandığı dergi] Manga adı. Umarım beğenirsiniz!

Okumaya devam et

İsimsiz Canavar

“He who fights with monsters should be careful lest he thereby become a monster. And if thou gaze long into an abyss, the abyss will also gaze into thee.”

Friedrich Nietzsche, Beyond Good and Evil

Bu serinin bir kısmını geçenlerde arkadaşımla birlikte yeniden izlemek bana neden anime ve mangayı bu kadar sevdiğimi hatırlattı. Beni başka bir dünyaya, zamana ya da insanlara götürmesinin ötesinde, kafamda döndürüp döndürüp cevabını bulamadığım ya da nerede durmam gerektiğini anlayamadığım noktalarda, başka bir insanın  o konuyla ilgili neler düşündüğünü okumak ve karakterleri aracılığıyla cevap aramaları beni çok etkiliyor. Mesela Kenshin (Rurouni Kenshin) ya da Vash’ın (Trigun) şiddet karşıtı olup da içinde yaşadıkları dünya ve düzenden ötürü şiddet ve ölümle devamlı yüz yüze gelmeleri benim için kesinlikle güzeldi. Aynı şekilde Psycho-Pass’te ahlak, iyilik, kanunlar, yargılama çerçevesi içerisinde dönen tartışmalar ev arkadaşımla beni uzun konuşmalara sürükledi. Monster da kesinlikle gerek hikayesi, karakterleri, gerekse aradığı cevaplarla kesinlikle bir başyapıt benim gözümde.

Okumaya devam et